Yazılar

Buzdolabı kullanarak e-posta şifresi hacklemek

buzdolabi-kullanarak-eposta-sifresi-hacklemek

Akıllı telefonlar, akıllı evler, akıllı saatler derken her cihazın internete bağlandığı ve birer bilgisayar özelliği kazandığı bir döneme girdik.

Artık buzdolabı bile olsa internete bağlanma ve diğer akıllı cihaz özelliklerini sunmaya çalışıyor. Bir hacking konferansında yapılan duyuruyla Samsung Smart Buzdolabı’nın üzerine tanımlanmış Gmail hesabına izinsiz girişe sebep olduğu ortaya çıktı. Buzdolabı üzerindeki ekranda Gmail’in Takvim kısmını gösterecek şekilde tasarlanmış.

Akıllı buzdolabı bir akıllı ev uygulaması ile cep telefonundan kontrol edilebiliyor. Uygulama iletişim kurmak için SSL kullansa bile SSL sertifikasını sağlıklı şekilde doğrulamadığı için iletişimi araya girip izleyerek Man-in-Middle saldırısı düzenlemek mümkün olabiliyor. Samsung’un buzdolabı takvim içeriğini göstermek için girdiğiniz e-posta şifresi ile sunuculara bağlanıyor, dolayısıyla aynı ağdaki herhangi bir kişi bu bilgilere erişebiliyor. Sağlıklı bir sertifika doğrulaması gerçekleştirilmemesi probleme sebep oluyor.

Araştırmacılar henüz doğru parametreler üzerinde yeterince çalışıp tamamlayamasa da, bu açık sayesinde buzdolabı üzerindeki firmware yazılımını değiştirerek zararlı yazılım yükleme imkanı da olabileceğini belirtiyorlar. Daha önce de Samsung Akıllı TV’lerin ses tanıma verilerini ve diğer bilgileri şifrelemeden internet üzerinden aktardığı ortaya çıkmıştı. Samsung konuyu araştırdığını açıklamakla yetindi.

Her adımınız Google’ın takibinde

her-adiminiz-google-takibindeKonum bilgisi mahremiyetin önündeki büyük tehditlerden biri olmaya devam ediyor. Çok sayıda mobil uygulama bunu toplamayı adet edinse de hiçbiri Google’ın sahip olduğu boyutta verinin yanına yaklaşamıyor.

Bugüne kadar Google’ın bazı reklamverenler, çoğu zamansa NSA ile işbirliği yaparak gerek konum bilgilerini, gerekse diğer kritik kullanıcı bilgilerini paylaştığıyla ilgili çok sayıda habere rastlanmıştı. Bunların kimileri Edward Snowden’ın sızdırdığı bilgilere dayanıyordu. Geçtiğimiz haftalarda ünlü medya patronu Rupert Murdoch “NSA’in gizlilik ihlalleri kötü, ama hiçbiri Google’ın yaptıklarıyla kıyaslanamaz” diyerek konuya bambaşka bir boyut kattı.

Murdoch bunda haksız da sayılmaz Google sahip olduğu onlarca servisten topladığı datalar dışında Android işletim sistemi sayesinde lokasyon bilgileri, arama kayıtları, bazı kullanıcı bilgilerini sürekli Google sunucularına göndererek ciddi mahremiyet ihlalleri yapıyor.

Bu bir tahmin veya komple teorisi değil. Google’ın sizin hakkında topladığı bazı verileri kendiniz de görebiliyorsunuz. Eğer sürekli konum bilgisi açık şekilde telefonunu kullanan biriyseniz ve mobilde aktif olarak Google servislerini, Android’i kullanıyorsanız bu adresten hangi tarihlerde, tarih aralıklarında nerede bulunduğunuzu takip etmeniz mümkün.

Burada bir harita üzerinde Google’ın sizi adım adım takip ettiğini görebiliyorsunuz. Her ne kadar bu bile ürkütücü olsa da, gördüğünüz verinin sadeleştirilmiş şekilde size gösterildiği hali. Siz dolaşırken sadece lokasyon bilginiz değil; Chrome kullanarak gezdiğiniz web siteleri, Gmail üzerinden alıp gönderdiğiniz e-postalar, aradığınız kişiler, Google kullanarak yaptığınız aramaların hepsi Google sunucularında aktarılıyor. Dolayısıyla lokasyonunuz ve gerçekleştirdiğiniz eylemler önce detaylı işlenebilecek tüketici bilgisi olarak reklamverenlere servis ediliyor. Sonrasında ise ABD hükümeti ile paylaşılıyor.

Peki bu takipten kaçmanın bir yolu yokmu? Elbette var. Eğer bir yandan Android’in özgürlüğünü, diğer yandan da Google’ın peşinizi bırakmasını istiyorsanız AOSP (Android Open Source Project) isimli projedeki koddan derlenen Android ROM’larını deneyebilirsiniz. Google’ın ek yazılımları ve kodlarından arınmış temiz bir Android deneyimi ancak bu şekilde mümkün olabiliyor. Bunun bedeli de alışılan pratikliğin aksine kurulum ve yapılandırma için daha fazla vakit harcamak, kafa yormak anlamına geliyor.